
Eylül sıkar insanı. Can sıkıntısı değil kalp sıkıntısı. Gerçek sonbahar yağmurları Ekimde ve Kasımda yağar oysa. Eylülde yağanlar damla damla değil, tükürük gibi boşalır. İlahi bir tükürük gibi.
Bir tarafta arkasından kadiş duası okunmayacak bir yahudi ölür. Gencecik ve ansızın.
Diğer tarafta zaza-ermeni melezi bir genç kendini beyaz Türk sanar. Sorumsuz ve ansızın.
Öteki tarafta ise kendini Balkan göçmeni sanan bir ortadoğulu, devasa servetine yakışacak bir eş arar. Devir prezentabl olma devri. Sanat galerilerinde ve yılışık davetlerde sahte gülücükler saçan entellektüel bir süs köpeği arar kendisine, ve bulur. İkiyüzlü ve ansızın.
Süs köpeği ise kendini filozof sanar ve Viking atalarını reddederek kendisini akladığını zanneder.
Saf ve ansızın.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder