13 Şubat 2010 Cumartesi

Sahi neler yapıyorum?

Koca bir dönemi daha devirdik nihayetinde. Çabuk geçti ama sıktıda. Kaprisli ve kompleksli hocalara birşeyler beğendirememe sorunsalı bazen çok can sıkıcı haller almasa herşey çok iyi. Aslında iyiden iyiye alıştım buraya. Komünizm sonrası doğu Avrupa sağlık sistemindeki sancılar üzerine çalışıyorum epeydir. Çok çarpıcı metinler okuyorum, etkileniyorum aslında. Severek yaptığım için bıkmıyorum. Bunlar geçiyorumda işin en komik yanı sınavlara gözetmen olarak girmeye başladım. Her amfide 2 görevli kuralı olduğundan kendi hocamın sınavlarına girmek zorunda kaldım. Offf nasıl komik buluyorum kendimi anlatamam. Arada hocaam bi bakarmısınız diyorlar gülesim geliyor hahaha. Zaten yaşımdan da küçük gösterdiğimden biraz iğreti duruyorum :D

İstanbulun bilimum kütüphanelerini keşfettimi. Bilen bilir İstanbuldaki devlet üniversitelerinin o kadar güzel kütüphaneleri var ki araştır araştır bitmiyor (!). Özel üniversitelerinin kütüphanelerine mecbur kalıyor tabi insan, ee para gani güzel olmasın mı? Burdan okuyorsa öpücüklerimi gönderiyorum, bu sene fazlasıyla yüz göz olduk ve benden bıktı, Bilim üniversitesinin kütüphanesindeki kadınla resmen bütün dönem birbirimizi yedik. Ya ödünç vermiyor haklı, oranın öğrencisi değilim ama fotokopiye neden izin yok onu anlamıyorum. Okuyabilirsin ve yazabilirsin. Bende dijital fotograf makinasıyla sayfaların fotoğrafını çektim :D Birgün beni kovacak, az kaldı.

Aaa bide !f devam ediyor. Bu seneki programda muhteşem filmler var. Hepsi şüphesiz güzeldir ama tavsiyem "Önyargı&Gurur: Bir Seçki" . Oradaki City of Borders çok çarpıcı bir yapım. Zaten !f editörleride film tanıtımında ordaki adamın cümlesini kullanmışlar. İsrailli adam kameraya dönüyor ve “Tevrat’ı okuyup eşcinsel olduğum için öldürülebileceğimi anladığımda, Filistinli olmanın ne demek olduğunu anladım.
" diyor. Üstünede birşey denemez zaten.

!f yıllardır heyecanla beklediğim bir festival. Herşeyin giderek ikiyüzlü bir muhafazakarlıkla karardığı hayatımızda bir oksijen çadırı gibi. Lisenin başlarında hayatımda ilk defa glbtt filmini orada izlemiştim. O yüzden her gidişimde, başarılı veya kült filmlerden ziyade underground yapımları tercih ediyorum. Geçen sene BaySorumsuzla sırf bu yüzden birbirimizi yemiştik zaten. "Kürtler hakkında herşey" ve İranlı travestileri anlatan bir filme girmek istemiştim. Eee bay sorumsuzda "kremedöboheme" etliye sütlüye karışmayan, beyaz türk(!?!?) versatillerden olduğundan hoşlanmadı monşer kürtlerden ve iranlı travestilerden. Bu sene görüşmeme kararım olduğundan onu çağırmayacağım. 31 Aralıktan beri görüşmüyoruz ama gün aşırı telefonlaşıyoruz. Böyle akıl almayacak bir aymazlık, mantıksızlık ve dengesizlik akıyor heryerimizden. Şizofren aşka mektuplar misali oldu. Birimizden biri ötekini öldürecek, ikimizde rahatlayacağız. Başını testereyle kesip gitar kutusuna koyacağım olacağı bu :D. Aman geldi yazımın içine limon sıktı gene. Blogun en çok bu yanını seviyorum. Alakasız insanlara alakasız şeyler anlatıp tüymenin hafifliği. :D

7 yorum:

  1. Fotokopi yoksa fotoğraf var :D

    YanıtlaSil
  2. alakasız insanlarla alakasız şeyleri paylaşmak,
    insanı hafifletiyor olsa gerek...

    YanıtlaSil
  3. beni götür if'e, eğer haftaya da devam ediyorsa (:

    YanıtlaSil
  4. papaz her zaman pilav yemez ;

    hem hafifletiyor hemde saçma ve komik geliyor. Bazen minibüslerde yanıma oturan teyzelere falanda anlatıyorum :D

    YanıtlaSil
  5. e.d.

    hızını alamadın herhalde kar borandan sonra :P Hiç demiyo lab.da yetimlerim aç kaldı doyurayım ahah
    Zaten demesende götürecektim. :)

    YanıtlaSil