-burcunuzun özelliklerini taşıdığınızı düşünüyor musunuz? evet ise hangilerini?
Evet taşıyorum. burcum kova, yükselenim de yengeç.. Birbiriyle bu kadar zıt ve abuk burçların ikileminden dolayı kendi ruh halim de gel-gitler ile doludur. Genelde yengeç özellikleri olan munislik, duygusallık ve başkalarının mutluluğu için yaşamak benzeri şeyler içinde olsam da, şalterlerim ve sabır sınırlarım tükendiğinde sert bir kova bağımsızlığı içinde özgür ve kararlı adımlar atarak dönüp arkama bakmam.
- genel olarak şanslı olduğunuzu düşünüyor musunuz ?
Gerçekten iyi bir aile tarafından steril bir çevrede büyütüldüğümü ve hayatın beni görece fazla zorlamadığını düşünüyorum.
- mutlu musunuz ?
(epey bir düşündükten sonra) pas diyorum bu soruya :))
- yalnız mısınız veya yalnızlıktan korkuyor musunuz?
Kesinlikle yalnız değilim. Gerçekten çevremdeki çoğu insandan daha duyarlı ve ilgili bir ailem ve çok yakın dostlarım var. Ha dedim mi desteğini alabileceğim bir elin parmağından çok dostum var. Sahiden çok şanslıyım bu konuda. Yalnızlıktan korkmuyorum ama yaşlanınca aşık olduğum birinin yanımda olmama ihtimalini de aklımın bir köşesine ihtimal olarak tutup kendimi ona hazırlıyorum. Belirsizliklerden ve süpriz şeylerden hoşlanmıyorum.
-bağımlılığınız var mı? (bir yiyecek, madde, nesne, insan veya herhangi birşey)
Maalesef bağımlılık konusunda kötü genlere sahibim. Sigara içiyorum, günde 5 bardaktan az kahve içinde baş ağrısı yaratacak kadar vahim bir kafein bağımlığım var. Bazı geceler alkol almadan uyuyamıyorum. Ayrıca eski sevgilim ve yakın bir dostum olmak üzere 2 kişiyle iletişimde de bağımlılık söz konusu. Üzerimdeki her türlü bağımlılığın pranga etkisi olmasına rağmen vazgeçemiyorum. Adı üstünde bağımlılık.
- Ahmet Ümit romanında olduğu gibi aşk köpeklik midir?
Hayır, köpeklik olduğunu düşünmüyorum ama aşk bana göre belirsizliktir. Belirsizlik ise en nefret ettiğim durumdur. Sanırım yetiştirilişten ötürü makul olmayan ve kontrol dışı gelişen durumlara çok kapalı bir ruh halim var. Haliyle aşk olunca ortaklaşa bir yaşam durumu oluyor, ortaklaşa yaşam durumu olunca da karşındaki insan farklı farklı ruh hallerinde olabiliyor. Despot, hayalperest, işkolik, aşırı pozitif veya aşırı negatif vs. vs. Önümdeki 40 yılı kademe kademe planlayamadığım bir kişiyle birlikte kalma fikri de bana çok gündelik geldiği için ilişkilerimi kendi elimle gayet zarif ve ustaca bitirme konusunda berbat bir geçmişim var. Biraz dertliyim bu konuda. (en uzun cevap bu oldu hahaha )
-siyasi yelpazede kendinizi hangi tarafta konumlandırıyorsunuz ve nasıl bir parlemento tarafından yönetilmek isterdiniz?
Gündelik siyasete de yapanlara da inanmıyorum. Apolitik olduğum için değil, oldukça politika ile ilgili biriyim ama gerek siyasetin kurumlar üstü kumandalar yoluyla yönlendirilmesinden dolayı gerekte ailemin geçmişte çektiklerinden dolayı güncel siyasetle stk'larla çalıp oynamayı saçma buluyorum. Siyasi yelpazenin solunda ama otoriter disiplinize edilmiş solcular ile sistem yavşağı sosyal demokratların epey uzağındayım. Nerdeyim kendim bile bilmiyorum :)
- hangi ülke(ler)de yaşamak isterdin ?
Rusya, Yunanistan ve İsrail'e karşı sebebi bende saklı hislerim mevcut.
-aşık mısın?
Gene buralar geldi, pas hakkımı da doldurdum :) Evet aşığım ama kafam çok karışık. Kafa karışıklığım ise ayrıldıktan sonra bitiyor genelde. Bu huyumu sevmiyorum ama karşımdaki insanlar veya çevresel etkiler de bu temkinli yapımda büyük etken tabii ki..
-başucu kitabı olarak isim verin desek?
Kitaptan çok kitaplar. Emma Goldman'ın "Dans etmeyeceksen bu benim devrimim değildir" adlı kitabı, Tevrat+İncil+doktrinler birleşimi eski bir kitap(dinlere inanmam) ve Lale Müldür'ün toplu şiirleri. Sahiden yatakta başucumda durur bunlar.
-yaşadığınız şehire aşık mısınız?
İstanbulda yaşıyorum ve bu şehri gerçekten sevmiyorum. Nokta.
-en çok bilmek istediğin şey?
Aile tarihime dair bilmediğimiz - veya bana anlatılmayan - birkaç aklıma takılan şey.
-aşağıdaki 2 seçenekten birini seçin.
kedi/köpek, çay/kahve, rakı/şarap, ingilizler/fransızlar, roman/şiir, anneanne/babaanne, sonbahar/ilkbahar, aşk/para
Kedi, kahve, şarap, Fransızlar, şiir, babaannem ben doğmadan vefat ettiği için anneanne, ilkbahar, ve çok üzülerek para. Bireyin ekonomik özgürlüğü olmadıkça tek başına aşkın bir işlevi olmuyor. Biraz yaşayarak öğreniyor insan.
- annenin başta kızdığın ama epey zaman sonra düşününce haklı bulduğun düşünceleri var mı?
Yani tam bittiği sırada azıma mıçtı gitti bu anket. Bu duruma ne kadar sinir olsam da annem birçok konuda özellikle de benim gelecekte süreceğim hayattan ve müstakbel eş adayıma dair ettiği yorumlarda zaman onu o kadar haklı çıkardı ki anlatamam. Yazarken bile hiddetleniyorum, o derece.
- son olarak gelecekten umutlu musun?
Umutsuz değilim ama varoluşsal kaygılarım var. Daha vurdumduymaz olumlu düşünceler içerisinde olmak isterdim tabii ki ama bokun içindeyken bile "ah ne güzel sıcacık" derecesindeki insanlardan olmaktansa şimdiki temkinli halimi tercih ederim. Öhh yoruldum yazmaktan nihayet bitti.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder