18 Haziran 2009 Perşembe

BOP= BOK mu



Bir bok tartışmasıdır aldı başını gidiyor. The Vaşingtın TARAF gazetesi yazarı Sevan Nişanyan efendinin Cumhuriyetin kurucu direklerini "nişanyanlandırdığı" yetmiyormuş gibi, eşinin kafasınıda boka bulamasından bu yana tam bu travmadan kurtulmuştukkiiii yeniden başa sardık. Kitaplık dergisinin Nisan sayısında "Büyük Ortadoğu Karmaşığı" adlı şuradan okuyabileceğiniz bana göre enfes bir şiiri yayımlanan Ahmet Güntan'ın bu fikirleri ne hikmetse "beyaz müslüman" Ahmet Hakan beyfendiyi çok sinirlendirmiş.
Hemencecik kalemini eline alıp Doğan matbuatın borazanı gazetedeki köşesine aklında okkalı bir yazı yazmış, bir yandan ahlak bekçisi diğer yandan da pek bilmiş şiir sevdalısı edasıyla.
Yazıda şunlar var:


"Olay şudur:

Ahmet Güntan adlı şairimiz, “Kitaplık” dergisinin son sayısında “b.k üzerine tezler” diye isimlendirebileceğimiz bir şiir yazmış.

Öyle bir şiir ki, her bir dizesinden lağım kokusu fışkırıyor.

Şöyle dizeler var şiirde:

“Nimetten arta kalandır - yeşil / katı - sarı / yumuşak - kahverengi / uzun - su gibi olan, pis kokar, ince uzun...”

Of... Daha fazla alıntılayamayacağım, midem kaldırmıyor.

Hemen söyleyeyim: O “necaset maddesi”, şiirin bütün dizelerinde âlâyı vâlâ ile ağırlanıyor.

Ne yani “Kitaplık” gibi kaliteli bir edebiyat dergisi, artık mide bulantısı eşliğinde mi okunacak?

Derginin yayınlayıcısı “Yapı Kredi Yayınları” uyuyor mu?"




Ahmet Hakan'a laf söylemek için hiç boşu boşuna yormayın kendinizi çünkü Lale Müldür öyle bir cevap vermiş ki.. Okurken gözlerimden yaşlar geldi gülmekten. Bu kadına bayılıyorum ben, bir insanın her yaptığı, her yazdığı, her söylediği şey bu kadar mı güzel olur.

Lale'nin verdiği sert cevap:


"Sizin dilinizden cevap vermek için Edeb-iyatın dışına çıkıyorum… Sizi Taksim’e düelloya davet ediyorum. Korkup gelmeyeceksen arkandaki korumaları arttır!

Sen bu konuda kim ikna etti ? Hiç tanımadığın, hiç bilmediğin karanlık bir ortamda seni yalnız başına dolaşmaya ikna eden kim? Yalnız başına bu ortama seni kim getirdi, kim ikna etti? Bu sorgulamayı neyin karşı-lığında yapıyorsun? Bu görev karşılığında ne elde ettin?

Biz senin alanına girer çıkarız. Sen giremezsin. Girmemelisin. Sen bir şey fark edemezsin. Bizim ortamımız dağlık ve engebeli şartlardan oluşuyor.

Düşenin üstü başı parçalanır. En iyisi merkezini ara, kendini buradan aldır. Carl Gustav Jung’a mı çıkcan çocuğum sen?

Senin bir zamanlar dinin vardı. Dinine ne oldu? Hiç bahsetmiyon da. Kenar mahallede Allah’a yakındın da Nişantaşı’ında mı uzak oldun? Dinine ne oldu l.n ? Bakıyon bakıyon bir şey bulamıyon. Ben Cihangir’de yıllarca tek başıma Allah’la konuştum. Sen Nişantaşı’na taşınınca Allah’ı mı unuttun?

Sen şimdi kendini çok beğeniyon da edebiyat üzerine kalıcı kozmik yorumlar mı atıyon l.n?

Sen ne bilirsin boku l.n ? Biz başka boktan bahsediyoruz senin bahsettiğinden bahsetmiyoruz.

Horoz’a gelince… Yıllardan beri ufak tefek demeyip ödüllerin ardından koşup kaptırmış biri.

Abuk subuk sorularıyla da bir takım insanları rahatsız etmiş biri. Ne derdi varsa artık. Eceli gelen köpek cami duvarına işer. Ya bana bak ne edebinden bahsediyon sen be. Edebiyatı olmayanın edebi olmaz. Sen edebi ne sanıyon ? Sen edebi ne sanıyon da bir edibe saldırıyon?

Masum bir metne saldırarak edep kazanacağınızı mı sanıyorsunuz? Rimbaud da pislikle uğraşıyordu ben de pislikle uğraşıyorum, çünkü dünyamızı çok pislettiniz. Öyle kafelerde kafenin içine iki teker küçük tatlı kurabiye falan atarak olmaz bu hayat.

Bu bok Ahmet Güntan’ın değil Amerika’nın boku. Obama’yı da anlayacağız. Aslanı ininde avlıyoz biz.

Ahmet Güntan’ı yalnız mı sandınız? Ne diyosunuz l.n siz? İkinizi de 1 MAYIS TAKSİM MEYDANI’nda bekliyorum.

“Yükselmez mi onların günbatımlarından-Fakirliğin büyük akşam yıldızı.” (Rilke)

Not: Bu yazı boka erenler kategorisinden Kanat Atkaya’ya da aittir. Nasıl Yapı Kredi Yayınları uyumuyorsa bunların gazete patronlarının da uyumadığına eminim"


Yenilikçi Türk şiirlerinden hoşlanan biri olarak Ahmet Güntan'ın şiirlerini gerçekten beğeniyorum. Tabiki benim bakışaçım kesinlikle edebiyatçı bir gözle değil, zevk aldığım şiir güzeldir mantığı :D Ama yine de Ahmet Hakan'ın çokbilmişliği hiç ama hiç hoş değil, kaldı ki şahsi fikrime göre edebiyatta bok kelimesinin geçmesinden öte, "BOP" un koca bir "BOK" olduğunun kaleme alınmasından rahatsız olmuş olunabilir.

Keşke bu ülkede tek bildiğimiz bop Sünger BOP olsaydı. Bu coğrafyanın kaderi gene masa başı imzalarla değiştiriliyor. Kimseye ne istiyorsun diye soran yok, zaten piyonların dili olmaz ki..

Aslında şu son bomba TSK'nın AK partiyi(sakın akp demeyin) ve Gülen cemaatini ortadan kaldırma planıyla ilgili birşeyler yazacaktım. Artık doğru mu yalan mı bilemiyorum. Üstüne düşünmüyorumda. Piyonların sadece dili değil, beyni de olmamalı.

Camininde Kışlanında dışında kalmak çok fena birşey bu topraklarda. Yüzünü camiye dönsen kıçın kışlaya bakıyor, yüzün kışlaya dönsende kıçın camide. Tabiki piyonların yüzü ve kıçı olmaz.

Satranç piyonları plastiktir. Plastik petrol türevidir. Petrol paradır.
Aslında bok olan da paradır.

3 yorum:

  1. Kaplumbağa fontlar ile ilgili bir sorun var sanırım yazılar görünmüyor.. Bilgin olsun :)

    YanıtlaSil
  2. bugra;

    bende dumur oldum bir anda noluyor diye, cia el mi koydu dedim :D

    YanıtlaSil
  3. BOP u bilmeyen kalmıcak yakında ama harekete geçen yok hiç...

    YanıtlaSil