
İlahi kalbimin lirik kadını. Seninle aynı ülkede doğdum ya, bu yeter bana. Daha geçende bahsediyordum yanı başımdakilere; yolculuklarda en iyi Tezer’in sancıları gider diye. Yolculuklarımın kadını.
Yapamadıklarımın kadını.
"Benim en büyük mutluluğum herşeyden kaçmak.Herşeyden. Tüm çocuklardan.Tüm acılardan.Tüm sevgilerden.Tüm orgazmlardan. Tüm gecelerden.Tüm günlerden..."
İşte böylesine kuramadığım cümleler için büyüleniyorum sana. Hayatım boyunca hiçbir şeye sahip olamadım diyorsun. Oysa benim elde edemediğim ne varsa senin elinde. Çekip giderken, anı tutkuyla hissederken, o zorla dikte ettirilen lanet alışkanlıkları beyninden silerkenki cesaretin..
Buz kokan Zürih sokaklarında elimde koca bir viski şişesi, seninle dolaşmak isterdim Tezer. Farkındayım bütün ölümlerin erken olduğuna. Ama seninki hepsinden erken olmuş. İlahi kadın, gene tüymeyi becerebildin. Bu sakalına bıyığına tükürdüğümün dünyasında sendeki cesaret bende, bendeki inatta sende olsaydı ya, olmadı veya olamadı.
"Çocuk olmanın hiçbir güzel yanı yoktur:yaşlandığımız zaman,çocuk olduğumuz günleri hatırlamaktır güzel olan"
"Tanıdığım tanımadığım sayısız insanla aramda geçen konuşmadan Ülkelerden, sistemlerden, bürokrasiden, Demokrasiden, dünyanın tüm savaşlarından, tüm yönetimlerden, tüm polislerden, ve futbol takımlarından arta kalan yalnız kendi doluluğumun boşluğu. Artık gitmeyeceğim. Nereden geldiğim sorusunu yanıtlamak istemiyorum. Hiçbir yerden gelmiyorum. Kendimden başka. Her nesneyi, her canlıyı, herhangi bir insanı,anlık bir görüntüyü yaşantıya dönüştürmeliyim."
"Gerisini düşünmeye gerek yok. Kent, gerisini düşündürmüyor. Zamanın duruşu ve çocukluğun korkularını anımsatan duvarlar. Ölü duvarlar, İnsanın soluğunu daraltan duvarlar. Duvarlar yaşamımızdaki mezarlar mı?"
"Ve hepsine haykırmak istiyorum. Onayladığınız yanıtlar yalnız bir yüzey, benim gerçeğimle bağdaşmayan bir yüzey. Ne düzenli bir iş, ne iyi bir konut, ne de başarılı bir birey olmak yada sayılmak benin gerçeğim değil. Bu kolay olgulara, siz bu düzeni böyle saptırdığınız için ben de eriştim. Hem de hiçbir çaba harcamadan. İstediğiniz düzene erişmek o denli kolay ki ... ama insanın gerçek yeteneğini, tüm yaşamını, kanını, aklını, varoluşunu verdiği iç dünyasının olgularının sizler için hiçbir değeri yok ki... Bırakıyorsun insan onları kendisiyle birlikte gömsün. Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bir bağdaşmayan yönüm yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum. Yaşamım boyunca içimi kemirdiniz. Evlerinizle okullarınızla, iş yerlerinizle. Hiçbir yerde değilim, hiçbir yerde olmayacağım. Hiçbir şeyi benimsemeyeceğim. Her toprak her insan ben değimiyim. Her insan kendi sevgisini taşımıyor mu? O halde ilişkileri bir tek insanda toplamak. Alışılagelmiş ilişkilerin dışına çıktığın an, insanı yadırgıyorlar. Toplumdışı bırakmak için tüm çabaları harcıyorlar."
"Her gidenle gitmek istedim. Her yolculuğa çıkmak. Hiçbir yere gitmesem de, sürekli yolculuklarda olduğumu algılamakta geç kalmadım. Ama genç yaşlarda, henüz bana yaşamı yaşanır kılan bu duyguya varamadan önce, gidememek, derin, derin bir acıydı."


merhabalar sizden bir ricam olacak bu yazının yazarını öğrenmek istiyorum ve azının bir devamı var mı acaba bana dönmenizi umut ederek iyi günler diliyorum.mailinizi bekliyorum hamide_degirmenci@msn.com
YanıtlaSil