Rousseau uyduruyor. "Her şeyi yumuşatıp yatıştırıyor içimdeki bu umut, her şeye bir tatlılık getiriyor". Üstünde bu zırvanın yazdığı olduğu post it'i buruşturup attım az önce.
Ama işin gülünç yanı kendim gibi komplike bir vaka yaptım onu da. Gelemiyor ve gidemiyor. Bulamıyor çünkü arayamıyor. Yani kıpırdayamıyor. Bana benzedi. Sinir sinir gülüyorum bu haline.
Less is more, less is bore ikileminde fazla komplike olmanın zararları denebilir. İktidar savaşlarını Fassbinder filmleriyle dindirmeye çalışan bir ilişki yaşamanın itirafı kendinden başka kime yapılır? 50'lerin jazz hüznü, sofistike düşler ve Veronica Voss kırar belkide bu döngüyü. Ya "Aslında ne duygusal bir şey orospuluk etmek" şarkısını diline alamayacak kadar inançlı bir ateist olmak dersem. En berbat olansa, bunların hepsini saçma bulmak. Uykum geldi.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder