Gündelik telaşların sıradanlığında tesadüfen hastanede gördüm. Hemen tanıdı ve koşarak yanıma geldi. Annemin bir arkadaşının kızı ama yaklaşık on yıldır görmüyordum. Hatırladığım kadarıyla sürekli depresif moddaydı. Lisede üniversitede falan düzenli antidepresan kullanırdı, sinir krizi falan geçirdiğini bile duymuştum annemden. Ama şimdi gayet sağlıklı ve bakımlı geldi gözüme. Yıllar önce gördüğüm o çökmüş, gençken ihtiyarlamış kız gitmiş yerine başka biri gelmiş.
Tahlilleri almayı beklerken benimle yemeğe çıktı. Sonunda dayanamayıp sordum. Bu ışıltının sebebi ne diye. Sürekli mutsuzluğu ve halsizliği yaşam biçimi haline getine insanları yaşam dolu görmek insanları şaşırtıyor nedense. Gülümseyerek cevapladı. "Aşık oldum ve evlendim. Bir tanede oğlum oldu hemen. Üniversite bittikten sonra işe girip çalışmak konusunda depresyonumu bahane ediyordum ama oğlum 1 yaşını doldurunca hevesle iş bulup çalıştım. Akşam 8'de eve gelip yemek, temizlik, oğlum, eşim derken kendimi yatakta buluyorum. Pazar günleride avm'lerde alışveriş yapıp vaktimiz varsa güzel bir vizyon filmi izliyorum. Kİtap okumaya bile vaktim yok, gerçi o kitaplara artık ihtiyacımda yok. Anlayacağın mutsuzlaşmaya vaktim yok" dedi. Hala gülümsüyordu.
Mutsuzlaşmaya vaktim yok kelimesini düşündüm o gün öğleden sonra. Hala da düşünüyorum aslında.
18 saat önce


Günaydın, sizi mimledim. Ve kural gereği bunu size haber vermem gerekeyo. Kendine iyi bak.
YanıtlaSilMerhabaaaa ben geldimmm:))Okudum yazını arkadaşını çookk iyi anladım.Bence hiç düşünme yaşaman gerek..
YanıtlaSilMutsuzluk istendiğinde gelen ve istendiğinde de giden bir duygu mudur ki böyle bir şeyin vakti/zamanı olsun? İlginç...
YanıtlaSilBence insanlar kendilerini mutlu edebilecek şeyleri etraflarında göremeyince mutsuz oluyorlar ya da onları elde edemeyince. Bunların farkın da varınca mutluluk çoktan gelmiş oluyor zaten.
bir insanın mutlu olmak için rutinlere ihtiyaç duyması ne garip di mi?
YanıtlaSil"Mutsuzlaşmaya vaktim yok" romanlardan, şiirlerden, bloglardan çıkma bir söz gibi.
YanıtlaSilYanlış tanı. "Vaktim yok" değil, "sebebim yok" olacaktı.
Bizler mutlu olmaya yeterli sebep bulamayanlarız. Mutsuzlaşmaya ise bol sebep bulduğumuzdan böyleyiz. Değil miyiz? Aren't we?