8 Şubat 2009 Pazar

ilk mim'mim ÇOCUKLUK


Whoami mimlemiş beni. İlk mimlenmem oldu bu. Ama en belalı yerden mimlemiş beni, çocukluğumdan. Etrafımdaki herkese illallah getirtecek derecede yaramaz bir çocukluk geçirdim. 18 yaşında bir ablam ve 17 yaşında bir abim olmasına rağmen anneme göre yanlışlıkla, diğer ev sakinlerine göre ise gayet bilinçli bir şekilde dünyaya getirtilmişim. :) Yürümeye başlamamla kabus başlamış. Vitrinlere tırmanıp, dedemin ilaçlarını kutularından çıkarıp yoldan geçenlere atmam, akvaryumdaki balıkları elimle çıkartıp sıkarak öldürdükten sonra ocakta kaynayan çorbanın içine atmaya kadar uzanan yelpazede bilimum psikopatlığıma rağmen canım anneannem gene 5 yaşına kadar bakmış bana. Tabi ders olmadığı zamanlar gelip alan babam ve üniversiteden döndükleri yaz tatillerinde bütün günlerini benimle geçiren ablam ve abim de destek olmuşlar anneanneme. 5 yılın sonunda anneannem pes edince annem emeklilik dilekçesini vermek zorunda kalmış, ki zaten emeklilik boşluğunu yaşarken üstüne bir de menapoza girince, bir de benim laftan anlamaz halimde ekleniyor buna, zavallı babam az çekmemiş elimizden :)

O kadar muzurluk içinde aklıma gelen birkaç tanesini yazıyorum. En komiği fırın maceramdı. Eski davul fırınların üzerinde yuvarlak bir camdan bölge vardı, kapağı açmadan ordan kontrol edilebiliyordu. Kek hamurunu pişmeye koyan ablam ortalığı toplarken, boşboğaz ben, gidip gelip piştimi pişmedi mi diye bakınırken, davul fırının üstündeki camdan içeri bakayım derken kafamı fırına o kadar yaklaştırmışım ki alnım sıcak zemine yapıştı. Ağlama sesime gelen ablam gördüğü manzarada şok geçirip beni kaldırmak yerine panikten annemi aramış. Yapışan alnımı fırından kaldırınca soyulmuş derisiyle kekten önce pişmişti :) Tabi hastaneye gitmemiz, tedavi falan sürdü epey. İz kalmadı çok şükür.

Aklıma gelen 2. komik vukuatımda bodrumda yaşanmıştı. Dondurma yiyip 2. sinide isteyince annemden koca bir “yeteeeeer” aldıktan sonra sırf anneme inat deniz yatağına binip suya açıldım. 6 yaşındayım. İnatla deniz yatağını derine sürdükten sonra üzerine yatıp gözümü kapadım, inanmayacaksınız ama uyudum. Gözümü açtığımda kara görünmez haldeydi. Paniklemeden uzanmaya devam ettim. Birkaç dk sonra motor sesleri duymaya başladım ve bikaç kişi beni tekneye bindirip karaya götürdü. Kumsalda annem fenalaşmış, babam bütün sahili birbirine katmış, hem sahil güvenlik hem de şahsi bot-tekne sahipleri denize açılmışlar. Bir yaşlı teyzeden o çocuk deniz yatağıyla ilerlere kadar gitti istihbaratını alanlar da denize açılıp kurtarmışlar beni. Tekneden iner inmez babam koşup sarıldı, annem ağlamaya başladı, millet başımıza toplanmış.. Ve toplanıp giderken plajdan, arsız ben hala “ başka dondurma almazsanız gene giderim” dedim ve okkalı bir Osmanlı tokatı yedim annemden. Hakettim mi? Evet hakettim.

Daha fazlasını anlatmaya yer kalmadı, ki yetti de arttı bile. Gerçi yıllar ilerledikçe bir nebze sakinledim, hatta geçmişe göre bayağı bir sakinim artık. Ama aile eşrafına çektirdiklerim için çok ama çok üzgünüm…

2 yorum:

  1. Hakettmişsin bencede o tokadı:)))

    YanıtlaSil
  2. bencede hakettim :)) yazdıktan sonra düşündüm de yazık anneme ya, o kadar yormuşum kadını :(

    YanıtlaSil