13 Ocak 2010 Çarşamba

arşiv, morg, ve dalida

Hani şanssızım demiyorum ama bazen neden böyle salak şeyler gelip beni bulur ki diye soramadanda edemiyorum. Tarihin en saçma ve aptal projesi içindeyim. Seks yapamamanın gerginliğinin menopozla birleştiği histerik bir tıbbi istatistikçinin başkanlığında(!) sadece birkaç ceset memur ve sayısız dosyadan başka hayat belirtisi olmayan bir arşiv odasında (morg da diyebilirsiniz) günlerimi geçiriyorum. Telefon bile çekmiyor. Öğlen arayan bir arkadaşıma " nolur benim böyle angarya işlerde çalışamayacak kadar yakışıklı, zeki ve kültürlü olduğumu söyle" diye yalvardım. Daha da beteri o lanet yere her gideceğim gün hangi kitabı götüreyim, mp3'e ne doldurayım telaşına düşüyorum. Morg diye diye bütün kitaplığımı döküp 'hanene ay doğacak'ı bulup yeniden okudum. En çok romantik ölüsevicinin hikayesine bayılıyorum . Morgdaki cesedin birine aşık olmuş, bütün gün öpüp kokluyor. Sonra suyu kaynatıp kızın vajinasına döküyor, et yumuşayınca gayet nazik bir şekilde sevişiyor. Cumhuriyet gazetesinin Yunus Nadi ödülünü almış bide bu kitap. Son olarakta banyoda kendini opera sanatçısı ilan eden biri olarak, boş arşiv odalarında enfes fransızca diskolar döktürüyorum. Acilen loto falan oynamam lazım.
Alın bu videoyu, benim gibi sıkıntıdan patladıkça son ses dinleyin.


2 yorum:

  1. oha çok güzel bu.
    kitabı da okumak istiyorum

    YanıtlaSil
  2. vio;

    yalnız kitap muzır kurulu tarafından yasaklı :D

    YanıtlaSil