Çok eğlenceli, herkese nasib olmayan bir hayat benimkisi. Hedonizmden çatlıyorum. Bütün gün hastanede süründükten sonra, akşamda uyuyana kadar makale okuyorum. Yemek, uyku, tuvalet,duş ve 31 gibi diğer eğlencelerimi de unutmamak lazım. Aslında bunlarda gereksiz geliyor, mesela hiç acıkmasam, çişim gelmese falan.. Sadece hastaneye gitsem ve makale okusam. Nazım'ın makinalaşmak şiirindeki gibi.. trrrrrum trrrrrrum trrrrrum! trak tiki tak! /makinalaşmak istiyorum /mutlak buna bir çare bulacağım /ve ben ancak bahtiyar olacağım /karnıma bir türbin oturtup /kuyruğuma çift uskuru taktığım gün./
Gün içindeki daha eğlenceli(!) anlarımdan da bahsetmek isterdim ama mesleki şeylerden bahsetmeme yeminim var. Vakt-i zamanında lisansta bir yerlere sağlık sistemimizin güzelliklerinden bahsettim diye az kalsın davalık oluyordum. Ama genede hastanedeki Vanlı hemşireleri, Vanlı vezne elemanlarını, Vanlı güvenlik görevlilerini, Vanlı laborantları, Vanlı doktorları, Vanlı kapıları, Vanlı pencereleri ve Vanlı bilimum virüsleri saygıyla anmazsam heran çatlayabilirim. Böylesine nezih ve torpilden, adam kayırmadan, cemaatçilikten uzak bir ortamda durmanın şansını yaşıyorum sevgili bloggerlar.
H1N1'e de şükran borçluyum. Sanki sırf zırt hastanesinin pırt anabilim dalına gelmemi beklemiş gibi. Aslında bakmayın böyle dediğime, düşündükçe üzülüyorum. İnanılmayacak kadar berbat yönetilen bir sağlık sistemimiz var. Geçenlerde ölen 13 yaşındaki kız bulantı ve karın ağrısıyla Başakşehir devlet hastanesine gitmiş, serum takıp antibiyotik verilip yollanmış. İyice ağırlaşınca Haseki apandisit teşhisiyle genel cerrahiye yollamış. Sonrada aaa domuz gribi can aldı.
Aşı mevzusuda o kadar dikkat edilecek bir konu ki, hoyratça yapılan açıklamalara inanmakta güçlük çekiyorum. Hoop bir dahiliye uzmanı bağlanıyor, peşine bir cerrah, peşine başka biri.. Yahu bir aklıselim çıkıp demiyor mu bu branştakilerin viroloji bilgisi ne, kaç kredi bakteriyoloji almışlar diye. Bu konuda dinlenilecek tek kişi infeksiyon ve halk sağlığı uzmanlarıdır. Aşıyı reddetmekte kabul etmekte kolay. Asıl zor olan oturup yorumlamak, sonra da çaresiz kalmak. Aşılardaki civa çok zararsız, 7-10 gün içinde atılıyor falan hadi tamam inandıkta, İskandinavlar nasıl civasız ürünler kullanıyorlar?
İsveç ve Danimarkada bütün bebek aşılarından civa etken maddelerini çıkardılar.
Aman ne bileyim ya İstanbulda fazla kalabalık, bütün gün dipdibe yaşıyoruz allaşkına.. Ne bok arıyoruz hala bu sıkışıklığın içinde anlamıyorum. Bu kadar pisliğin içinde salgında hemen yayılır, sağlık sistemide yetmez. İnanın laf olsun diye söylemiyorum, bir süre çalışıp akıllı yatırımlar yapıp bir miktar para biriktirdikten sonra bizimkilerin bana vermeyi vaadettiği daireyide satıp üstüne koyup Ege'ye geri döneceğim. Cidden..
2 gün önce


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder