
Ani bir kararla toplanıp çıktım. 4 gün boyunca ne iyi ettim de geldim diyip durdum. Nasıl özlemişim oraları. Dönerken gene zorlandım. Belki de bu yüzden gitmiyorum, bilmiyorum. Zeytinler her zamanki gibi huzur saçıyor. Hışırtıları bile ayrı bir güzel. Leyla sarılıp öpmekten bıkmadı. Durup durup annemi sordu. Ağzımı eğerek "gelemez, o idealist, tutarlı, saygın bir şahsiyet... " dedim. Gülme krizlerine girdi. "Uğraşma şu kadınla" dedi. "Ama yaşamımın amacı bu" diyince tekrar gülmeye başladı ve "iyiki ona benzemiyorsun" dedi. İnanmıyorum tabi, kim gelsin desek süphesiz onu bana tercih ederdi hiç düşünmeden.
Birde Cumhuriyet bayramı kutlamaları oldu. Pek bi şenlikler, askeri yürüyüşler, polislerin gözaltına aldığı 65 yaş üzeri ADD'li Egeli emekli öğretmenler, piyon ulusalcılar, zafer kazandığını zannedip sevinen kafasız kürtler, babasının hala neden öldüğünü, annesinin neden vatan saolsun diye bağırdığını anlamayan ergen şehit çocukları falan.
Kemalist düzenin temelleri dinamitleniyor dinamitlenmesine de, artık eskisi gibi altında kalırız diye korkmuyorum. Ufak vuruşlarla profesyonel bir yıkım gibi düşünün. Cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllardaki despotik jakobenizm kadar şaaşalı değil. Bütün minik piyonların; kürtlerin, türklerin, çingenelerin, ensestlerin, nevrotiklerin, fahişelerin ve tinercilerin, bizi biz yapan bütün değerlerin.. Hepimizin Cumhuriyet bayramı kutlu olsun. İlkokulda koroda yırtına yırtına söylediğim marşla bu önemli günü kutlama merasimini bitiriyorum" Cumhuriyet hürriyet demek, Cumhuriyet kolkola yürümeeeeeeek, uygarlığaaa çağdaşlığaa durmadan yılmadan koşmak demek!"


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder