Haftasonu cevahir'de Fesleğen Çıkmazı'nı izledik. Ne iş bende bilmiyorum bu yılki devlet tiyatrosu oyunları biraz seçmece olmuş gibi. Güzeldi oyun. Etkilenmedim ama üzüldüm. Yerini yurdunu silah zoruyla bırakmak zor olsa gerek. Diğer izleyenlerin aksine ben bisiklet sahnesine takıldım kaldım. Bisiklet sürmekten gelen kızı ailesinin azarladığı an. Ne de olsa burası Girit değil, Anadolu. Bir kadının bisiklet sürmesi hoş karşılanmaz ya. Laf etmeseler bile oturduğun yerin adını Gavur Yokuşu, senin adını da yarım Gavur koyarlar.
Tek kelime Türkçe bilmeyen Giritli Türklerin yeni yerleştirildiği topraklarda haklarını arayamamaları yüzünden çok ücra yerlere, azıcık malla yollanmaları her daim alçakça gelmiştir. Bu konu hakkında fazla konuşmak istemiyorum ama merak edenler Egede Rumlardan kalan büyük çifliklere, Karadenizdeki konaklara ve Akdenizdeki spot yerlere kimlerin yerleştirildiğini çok rahat bulabilir. Çok sevdiğim yabancı bir atasözü vardır: “ "Oğul babanın yaşadıklarını unutmak, torun hatırlamak ister”. Nitekim etraftanda gördüğüm kadarıyla torun gerçekten hatırlıyor.
Gidenlerden dinledim, Giritteki Bektaşi tekkesi, Alaçatı(İzmir) mübadili Rumlar tarafından dernek haline getirilmiş. Yine eski ibadet günlerindeki gibi tıklım tıklımmış. Bir pürüz çıkmazsa mayıs sonu gibi ufak bir tersine göç yapma planları içindeyim. Ama hafiften hafiften kültür turundan vazgeçme noktasındayım. Vize, uçak bileti vs. halledip netten otel rezervasyonu yaptırmak daha mantıklı gibi. Her yolun denize çıktığı daracık Girit sokaklarında sarsak sarsak gezip, ot toplayıp, birkaç gün aynı eski sabahlara uyansam iyi gelir diye düşünüyorum. Alaçatı'lılar kovmazsa Bektaşi tekkesinede gireceğim. Dinler coğrafyasında belki de tek ait olduğum mekana..
Giritten sonra iki seyahat planım daha var ki aklım geldikçe bile heyecanlanıyorum :) 2010 yazı Girit, 2011 Volga, 2012 Kudüs... Belki maddi dengesizlikten yılları sarkıtabilirim ama muhakkak bunlara gidilecek. Bilmiyorum belki de bir amacım yok, tadsız tuzsuz boktan metropol hayatımı ailemdeki genetik renkliliğe sarılarak renklendirmeye çalışıyorum. Belki iyi belki kötü, bakılan yere bağlı.
Sonuçta zorunlu göçün mutlusu olmaz. Hele kapalı kapılar ardında kağıt üstüne çizili planlarla milyonlarca insanı doğduğu topraklardan uzaklarda, yollarda telef etmenin hiçbir açıklaması yoktur. Dediğim gibi. Baba unutsada torun hatırlar.
oyunun linki: http://www.devtiyatro.gov.tr/web/oyunlar/oyun0910.html
18 saat önce


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder