
Feci canım sıkılıyor. Bütün gün sıkıntıdan neredeyse düz duvara tırmanacaktım. Kendimi dışarı atayım dedim, 10 dk sonra vicdan azabıyla geri döndüm eve. Hani bazen keçiler dağa vurur ya kendilerini işte o hesap. Müzik dinlemeye çalıştım ondanda daraldım. Sonra makaleleri okumak için masaya geri oturunca terlediğimi hissettim gidip banyo yaptım, üstüne dişlerimi fırçaladım, sonra tırnaklarımı kesip tekrar ellerimi sabunladım. Üstüne bişeyler yiyip kahve içtikten sonra facebookta oyalandım. Boş adamın boş işleri işte. Sonra bütün vakit öldürücüleri bir bir tükettikten sonra makaleleri okumaya başladım.
Tabi adı üstünde bahane, uydurmakla bitmez. Salak bir terim kafama takıldı geyiğiyle gittim Mağfi Eğilmez'in bir kitabının arkasındaki mini sözlüğe bakmaya. Üst raftan onu çekerken Che'nin Afrika rüyası düştü aşağı. İroniye biraz keyiflendim, bu keyfin üstüne bir kahve daha gider dedim. Üstüne yarım saat bir arkadaşla konuştum. O da ayrı bir sinir konum. Askerde "amınakoyum" kelimesini kullanmaya alışmış. Her ağzından çıkınca sinirleniyorum, hani tipinde olsa neyse. Militarist bir virüs gibi kulaklarımdan vücuduma iniyor o kelime. Söz verdi bir daha kullanmayacağım diye. Hele bi kullansın. Canım ders çalışmak istemiyor diyince, offf bıktım gene aynı dejavu, ömrümü yedin dedi. Tamam huysuz, anormal ve aklıselim insanları zıvanadan çıkaran biri olabilirim ama benim hayatıma dejavu denmesini takacak kadar da obsesifim. Ne yani dönüp dolaşıp aynı hayatı mı yaşıyorum? Gülmeyin haklıyım.
Aslında ona da acıyorum, bir yandan benim huysuzluğum diğer yandan anormal anne babası, stresli bir iş. Sahidende iyi anlaşabilmemizi sağlayan inanılmaz yaşamsal benzerliklerimiz var.
Hepsi bir yana şimdi prf. karı gene bıd bıd edicek bunları çalışmasam. Geçen gün zaten "bilimsel geçiş programını uygulamaya koymamakla hata ettik pek azimli olmayan öğrenciler var" diye laf bile soktu ortaya. Öff tamam farkındayım daha bismillah demeden sıkıldığıma ama cidden canım ders çalışmak istemiyor. İşe girip çalışmakta istemiyorum. Şimdi sıkıldım okula devam etmiyorum desem çok afedersiniz annem tepeme sıçar o zaman neden sağlık bakanlığına başvurup bir yere atanmadın diye. Şimdi gönderirler dağa taşa, işin yoksa sabahın köründe kalk ufff onuda istemiyorum.. Aslını sorarsanız hiçbirşey istemiyorum.
Oblomov'u tanıyor musunuz? Tanımıyorsanız meraklananlar googledan bi aratıversin.
İşte karşınızda gördüğünüz vaka Oblomovizm'in ta kendisidir.
Boşuna dememişler tembellik ilacı asla bulunmayacak tek hastalıktır diye.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder