
Askere aldılar Mihaliyos' u bir gün.
Güzeldi, yiğitti, çalımla gitti, Maris ve Panayotis' le birlikte.
"Hizaya gel" i bile öğrenemedi.
Mırıldanıp durdu hep:
" Onbaşım, "köyüme döneyim ne olur bırakın beni..."
Ertesi yıl, bir hastanede,
konuşmadan göğe bakıyordu...
Dikmişti sulanan gözlerini yukarı,
sıla özlemiyle, sessizce,
yalvarıyor gibi söylüyordu:
"Evime döneyim ne olur bırakın beni..."
Mihaliyos öldü bir gün.
Askerler soydular onu,
bir çukura koydular
Maris ve Panayotis'le birlikte.
Toprak attılar üstüne,
ama ayaklarını dışarda bıraktılar:
Boyu pek uzundu fukaranın!
-Kostas Karyotakis-
(Tam şiiri yayınlarken okudum. Mercedes Sosa hayata o buğulu gözlerini yummuş. O muazzam ses, Arjantindeki askeri cuntanın(kimde yokki) koyduğu şarkı söyleme yasağıyla yıllarca süren sürgünü, yıllar sonra yeniden ülkesine ayak basmanın verdiği heyecan. Bir lafı çok etkilemişti beni:
"Bu ödüller sırf şarkı söylediğim için verilmedi, düşündüğüm için de verildi. İnsanları ve adaletsizlikleri düşünüyorum. Düşünüyorum da, düşünmeseydim kaderim böyle olmazdı..."İyiki düşünmüş demeden edemiyor insan. Eserleriyle her daim sevgiyle anılan sanatçılar ölmüyor.)


gracias a la vida.. çok üzüldüm.
YanıtlaSilelektromat;
YanıtlaSilbende çok üzüldüm. Şayet varsa öte dünya, mekanı cennet olsun.