Bir önceki giride yazmıştım. Malumunuz Onur Öymen'in talihsiz açıklamaları çok ciddi tartışmalar yarattı. Bu sözleri bir merkez sağ ya da İslamcı bir parti demiş olsaydı bu denli sansasyon yaratılmazdı ama alevilerin neredeyse %80'ı nın oyunu alan CHP'den bu sözleri duymak haklı bir şekilde o bölgenin insanlarını kırdı.
Dersim ya da yeni adıyla Tunceli muazzam bir coğrafyadır. Sadece şuanki il sınırlarını düşünmeyin, civar illerdeki bir kısım cografyayı içine alan bir bölgedir. Eski Anadolu inançları, Şamanizm, klasik Türkmen Aleviliği, antik Pers inançları hatta etkileşimden kaynaklı bir takım Ermeni inançlarınında harmanlandığı inanılmaz renkli ve derinlikli bir kültür yapısına sahip bir bölge. Ermeni kültürünü özellikle vurguladım, kafatasçı eski tarih kurumu başkanı Hallaçoğlunun vakti zamanında Tuncelide Ermeni dönmesi bir takım insanlar var saptaması boşuna değildi. Ermeni Dersim Ermenileri bizzat yöre halkı tarafından korunup sağlandığını konu ile alakalı tüm tarih kitapları yazar.
Benim gelmek istediğim nokta başka. 38 Dersim olaylarında devletin çözümünü her yerde bulabilirsiniz. Kemalist oluşum ile sorunlar zaten ortada. Benim takıldığım nokta olaylardan sonra AKP ve DTP'nin muazzam bir Dersim koruyucu rolüne soyunması. Eminim benim gibi düşünen birçok insan vardır. Yüzyıllarda bu topraklarda totaliter bir Arap İslamı dayatmakta elinden geleni ardına koymayanların torunları Sünni İslamcı AKP'nin Dersim savunması zaten başlı başına komedi. Onu yazmaya bile gerek duymuyorum. Asıl derdim Şafi Kürtlerin kurduğu bir parti olan DTP'nin Dersim'i kendinden sayıp sahiplenmesi. Hadi şöyle bir tarih hatırlayalım:
Geçen yazıda da kısaca bahsetmiştim, tekrarlayayım. Kürtlerin lideri olarak nitelendirilen Şeyh Said ile Seyit Rıza arasında geçen olaylardan biri şudur: Ünlü Kürt isyancı Şeyh Sait Dersim aşiretlerini de isyanda arkasına almak için Dersim'e gelir. Bunun için Seyit Rıza'yı ikna etmesi gerekmektedir. Seyit Rıza ziyaret edilir. Seyit Rıza, gelen misafirlere kurban kesmek ister (Bu Dersim'de önemli bir gelenektir). Seyit Rıza adamlarına kurbanı kesin diye buyurduğunda Şeyh Sait "durun" der." Kurbanı benim adamlarım kessin." Ertesi gün olur. Şeyh Sait, Seyit Rıza'ya "Antlaşma imzalayalım mı?" der. Bunun üstüne Seyit Rıza durur ve şöyle der: "Sait, sen antlaşmayı dün kurbanla birlikte kestin!". Olay şundan ibarettir. Şeyh Sait ve aşireti şafidir. Şafilikte alevinin elinin değdiği şey mundar (pis) sayılmaktadır. Şeyh Sait istediğini alamadan Dersim'den ayrılır.Şafi Kürtler Alevilerin kestiğini yemezler.. Bugün bile çoğu Şafide bu aptal inanış devam eder.
Şimdi diyebilirsiniz ki o zamanın Şafi Şeyh Sait'i ile bugünkü DTP'nin alakası ne. Devam ediyorum:
DTP'nin yerel seçim çalışmaları kapsamında Dicle'de aday tanıtımı ve seçim bürosunun açılışı yapıldı. Ardından konuşan DTP Eş Başkanı Emine Ayna, Dicle'nin Şeyh Said'in memleketi olduğunu hatırlattı ve ''Bütün Kürtler Şeyh Said'in torunudur'' görüşünü dile getirdi.
Emine Ayna şöyle devam etti:
"Sadece Piranlılar (Dicle) Şeyh Said'n torunu değildir, bütün Kürtler Şeyh Said'in torunlarıdır. Çünkü o yola çıkarken Kürtler için çıktı, hak dedi, hukuk dedi. Kimse Şeyh Said'in adını kullanarak oy istemeye kalkmasın."
http://www.milliyet.com.tr/Siyaset/S...ri%20itiraftir
Bunu söyleyen DTP'nin eş başkanı. Diğer eş başkanı Ahmet Türk'ün geçmişine geçelim isterseniz:
Aşiretinden gelen paraları saymaktan sıkılıp, ironik bir şekilde feodalite altında ezilen kürtleri savunmak namına milletvekili adaylığını koyan Ahmet Türk'ün dedesi kim bilin bakalım? Hamidiye Alaylarında yer alan Kanco.
Hamidiye Alayları da nedir diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Hamidiye Alayları ya da Hamidiye Hafif Süvari Alayları, Osmanlı padişahı II. Abdülhamit'in Doğu Anadolu'da oluşturduğu Osmanlı birlikleridir.
Hamidiye alayları ile, Kürtleri Rusya karşısında güçlü bir askeri siper, İran'a karşı saldırı aracı durumuna getirme amacı yanında önemli amaçlarından biri de, Kürt 'başıbozukları'nın önünü almak, Kürtleri Türk idari makamlarının sıkı gözetimi altında durmaya alıştırmaktı. Bununla birlikte, Hıristiyan ulusal azınlıkların, özellikle de Ermenilerin yükselen özgürlük hareketlerine karşı kullanmak amacıyla kuruldu.
Ruslara yönelik olarak Şafi Kürtler’den oluşturulan Hamidiye Alayları amacına uygun faaliyette bulunmaz. Hamidiye Alayları daha çok eşkiyalık yapar. Ermeni ve Alevi köylerine baskınlar düzenleyip çapulculuk yaparlar 23 Temmuz 1908 ‘de İkinci Meşrutiyet’in ilanından hemen sonra Eylül 1908 ayında Kürt Hamidiye Alayları’nın silahlarını ellerinden almak isteyen İttihat’çılar bunu başaramazlar
Laf gene Ermenilere geldi. Neyse burada gene birşeyler yazacaktım ama yazmıyorum. Sırf başıma bela almamak için. Umuyorum tarih bir gün yazacak bunları.
Şimdi soruyorum, Dersimlilerin DTP ile ne işi olabilir, ya da ne tarz bir destek bekleyebilir? Alevi örgütlerinin en büyük tartışma konularından biri de örgütlenme eksikliğini dile getirmeleridir. Şayet Aleviler örgütlü olsaydı Sivas Katliamı yaşanmazdı. Hala Madımak müze değil. Hala zorunlu din dersleri kaldırılmadı. Hala 12 Eylül Cuntasının zihniyetiyle Alevi köylerine inatla camiler dikiliyor.
Sonuç: Dersim kimsenin popülizm aracı değildir. Yıllardır şeriat korkutmasıyla Alevileri kendine arka bahçe yapmış CHP'yi artık kimse umursamıyorsa, geçmişin Yavuz Selim zihniyetlisi AKP ile Şeyh Sait'in- Hamidiye Alaylarının siyasi uzantısı DTP'nin de asıl amacını elbet herkes bir gün farkedecek. Yoksa tarih her daim tekerrür etmeye mahkumdur.
18 saat önce


Güzel yazın için teşekkür ederim, üstüne söyleyecek bişey bulamıyorum..
YanıtlaSilScarlet ;
YanıtlaSilasıl ben teşekkür ederim, kendi fikirlerimi yazmadım, sadece gerçek tarihi anlattım :)