
Dün ailemden bahsedeğimi söylemiştim. Herhalde dünyanın en düzen delisi ve kendi rutinliği içinde boğulmuş kişi kim diye sorsalar babam derdim. Aslında ordudan asker-eğitmen olarak emekli olması gerekirken, sağ-sol-penaltı- gol olayları sebebiyle normal Türkçe öğretmeni olarak emekli oldu. Hala da uslanmamış durumda. Mao ile ilgili kitaplar okuyor gözleri parlıyor falan :)) Bize siz inanmayın inanmayın bakın nasıl gelecek sosyalizm göreceksiniz diyor. Gülüyoruz tabiki ne yapalım :P
Babamın günü 5:30 da başlar. Hiçbir işi olmamasına rağmen saat falan kurmadan tam 5:30 da kendiliğinden kalkar. Aksatmadan yıllardır her allan günü uyanır uyanmaz 2 dilim becel sürülmüş ballı ekmek yer, haber kanallarını dolandıktan sonra 7:30’da koşmaya çıkar ve Cumhuriyet gazetesi ile ekmek alıp istisnasız- ama istisnasız tam 8:45 te evden içeri girer. Kahvaltı hazırlar annem kalktıktan sonra beraber kahvaltı yapıp, öğleden sonra 2:30 türk kahvesi saatine kadar gazete-kitap okur. Kahvaltısından sonra lokale veya arkadaşlarının yanına gidip, tam 6’da akşam yemeğini yer( evet bizim evde 6’dan geç akşam yemeği yenemiyor). Akşamları varsa dizi izler, yoksa sudoku doldurur ve tam 9:30 da uyumuş olur. Bu kadar da rutinlik mümkün mü diye soranları babamla yaşamaya davet ediyorum J Kaç kere yemek 7’de hazır oldu diye, bu saatten sonra yemem ben sağlıksız diyip aç uyuduğu olmuştur. Ve kendi kuralları etrafındakilere dikte ettirmek konusunda da inanamayacağınız kadar başarılı.
Ama bu sert görünümünün altında feci yumuşak bir adamdır babam. 65’ini devirdi, hala annemin gözünün içine hayranlıkla bakıp, yanından ayrılmıyor. Aynı sevgi çocukları içinde geçerli. Kaç yaşıma geldim, hala ufacık ateşim çıksa evi birbirine veriyor, taksi çağırıp, telaşlanıp iyileşene kadar kendini yiyip bitiriyor. Aslında siyasi konulara girmedikçe babam dünyanın en temiz yürekli ve iyilik dolu insanı. Siyaseten babamın islamofobik, kürdofobik, arapfobik hatta kendi gibi düşünmeyen hiçbirşeye tamamüllü olmayan biri olduğunu söylememde fayda var. Bu durum eve alınan taraf gazetesini paramparça edip camdan atmasına kadar vardığı olmuştur. Dem, Su vs. gibi türkü kanalları arada Kürtçe şarkı yayınladırlar diye bizim evde yayından kaldırıldı. :)) Gülmeme bakmayın, bazen çileden çıkartıcı bir hale geliyor bu postmodern faşizm. Annem zaten çıldırıyor. Eski solcuların hastalığı bu ırkçılık diyip babamın her hareketine kıyametler kopartıyor. Ayrıca annemi delirten sadece babamın bu postmodern faşizanlığı değil. Babamın gereksiz tüketime karşıtlığı bazen o kadar şiddetli bir hal alıyorki, annemin sabrı son seviyeye gelip patladığı anda evde kimse kalamıyor. Yarın annemden bahsedeceğim, sol geçmişine rağmen babamla hiç alakası olmayan, hatta tam tersi olan anneme. Sanırım zıt kutuplar birbirini çeker hesabı, bu yüzden birbirlerini çok seviyorlar :D
Babamın günü 5:30 da başlar. Hiçbir işi olmamasına rağmen saat falan kurmadan tam 5:30 da kendiliğinden kalkar. Aksatmadan yıllardır her allan günü uyanır uyanmaz 2 dilim becel sürülmüş ballı ekmek yer, haber kanallarını dolandıktan sonra 7:30’da koşmaya çıkar ve Cumhuriyet gazetesi ile ekmek alıp istisnasız- ama istisnasız tam 8:45 te evden içeri girer. Kahvaltı hazırlar annem kalktıktan sonra beraber kahvaltı yapıp, öğleden sonra 2:30 türk kahvesi saatine kadar gazete-kitap okur. Kahvaltısından sonra lokale veya arkadaşlarının yanına gidip, tam 6’da akşam yemeğini yer( evet bizim evde 6’dan geç akşam yemeği yenemiyor). Akşamları varsa dizi izler, yoksa sudoku doldurur ve tam 9:30 da uyumuş olur. Bu kadar da rutinlik mümkün mü diye soranları babamla yaşamaya davet ediyorum J Kaç kere yemek 7’de hazır oldu diye, bu saatten sonra yemem ben sağlıksız diyip aç uyuduğu olmuştur. Ve kendi kuralları etrafındakilere dikte ettirmek konusunda da inanamayacağınız kadar başarılı.
Ama bu sert görünümünün altında feci yumuşak bir adamdır babam. 65’ini devirdi, hala annemin gözünün içine hayranlıkla bakıp, yanından ayrılmıyor. Aynı sevgi çocukları içinde geçerli. Kaç yaşıma geldim, hala ufacık ateşim çıksa evi birbirine veriyor, taksi çağırıp, telaşlanıp iyileşene kadar kendini yiyip bitiriyor. Aslında siyasi konulara girmedikçe babam dünyanın en temiz yürekli ve iyilik dolu insanı. Siyaseten babamın islamofobik, kürdofobik, arapfobik hatta kendi gibi düşünmeyen hiçbirşeye tamamüllü olmayan biri olduğunu söylememde fayda var. Bu durum eve alınan taraf gazetesini paramparça edip camdan atmasına kadar vardığı olmuştur. Dem, Su vs. gibi türkü kanalları arada Kürtçe şarkı yayınladırlar diye bizim evde yayından kaldırıldı. :)) Gülmeme bakmayın, bazen çileden çıkartıcı bir hale geliyor bu postmodern faşizm. Annem zaten çıldırıyor. Eski solcuların hastalığı bu ırkçılık diyip babamın her hareketine kıyametler kopartıyor. Ayrıca annemi delirten sadece babamın bu postmodern faşizanlığı değil. Babamın gereksiz tüketime karşıtlığı bazen o kadar şiddetli bir hal alıyorki, annemin sabrı son seviyeye gelip patladığı anda evde kimse kalamıyor. Yarın annemden bahsedeceğim, sol geçmişine rağmen babamla hiç alakası olmayan, hatta tam tersi olan anneme. Sanırım zıt kutuplar birbirini çeker hesabı, bu yüzden birbirlerini çok seviyorlar :D


Unuttuğun bir ayrıntıyı da ben hatırlatayım, sevgili baban, kendileri TRT 1'de gündüz kuşağında yayınlanan Kore yapımı Denizler İmparatoru, Saraydaki Mücevher (Cangema, Düşlerimin Prensi (Songyena)dizilerini hayranlıkla seyreder, ne yalan söyleyeyim ara sıra denk düşünce ben de seyrediyorum:)), annene kötü haberim var TRT yeni bir Kore dizisini daha yayınlamak için dublaj yaptırtmaya başlamaış. Annene geçmiş, bitti derken yine başlıyor...
YanıtlaSiladsız zat, senin nickin adsız kalacak kendine bi nick ekle öyle yaz cnm ya:) şu son dizideki karı öldü diye bayram ediyodu annem ama yeni dizi geliyorsa kaçırmaz babam :)
YanıtlaSilbeceriksiz çaylak bir blog yazarı olan ben, az önce bu yazıya yapılan yorumların bir kısmını reddetmeyi başardım :) yapan kişiler bu yazıyı okuyorlarsa tekrar yazarlarsa çok sevineceğim, inanın bilmeden yaptım :(
YanıtlaSiltazee yorum tekrarı geldiiii :))
YanıtlaSil_____________________________
Baban ilginç birisi, hakkında söylenecekleri sen zaten söylemişsin, sol bakış açısına sahip kişilerde ırkçılık türevleri daha da bir iğreti ve itici duruyor sanki.
tarzı olan ne istediğini ve nerede durması gerektiğini bilen bir baban var..şahane..
YanıtlaSilgaykedi,
YanıtlaSilyorum bayatlamadan yetişti :))
çok haklısın, zaten evde derin bir baskı var artık sesi çıkmıyor herşeye.. annem "aaay yeter" çekince ne militarizm kalıyor ne ırkçılık :))
ZAMANDAN SIZAN...KIYMET,
YanıtlaSilevet birçok arkadaşımda bayılıyorlar babama, konuşmasına falanda davulun sesi dışardan hoş.. 7/24 birarada kalınca kışlaya dönüyor ev :))