22 Ocak 2009 Perşembe

Doğumgünü günü


Sabah uyandığımda evde bir hareketlilik yoktu. Unuttu herhalde bizimkiler dedim. Giyinip stadyuma koşmaya gittim. Başlarda uykusuzluğuma çözüm olur umuduyla başladığım spordan artık zevk bile almaya başladım diyebilirim. Stadyumdan sonra spor salonuna gittim. Kol kaslarını şişik ama beyin kasları kopma noktasında incelmiş mal dolu içerisi. Aletleri tamamladıktan sonra eve gidince annemle babamın harika bir sofra hazırladıklarını gördüm.. Azıcık duygulanmadım desem yalan olur. Sonra ablamlar falan geldi, eniştemin getirdiği şarabı açtık. Diabet olan annem gene dikkat etmedi hiçbirşeye, benim hakaretlerimi, babamın homurdanmalarını sallamadan bütün yemeklerden ve pastadan hapur hupur götürdü. Ama sabahı bekliyorum hele bi kan şekeri tavana vursun ölçümde.. böyle günlerde zorunlu otoburluğa mahkum ediyoruz kendisini.




Tam pastayı üfleyecekken, dilek dile dedi ablam. Bana fırsat kalmadan, annem arkamdan "Okulu bitirsin, sonra master yapsın, sonra askerliğini yapıp dönsün ve işee girsiiiin, ayakları üstünde dursuuuun" diye bağırarak hadi üfle dedi bana. Kendi dileklerimi bile dilememe fırsat kalmadan mumları üfledim.

Annem çok manidar bir hediye almış.. 2 tane boxer, 3 tanede atlet :)) Ama napiiim bikaç tanesini eskimiş diye attım yerine aldım dedi. Ablam parfüm almış. Babamsa yılların geleneğini bozmayarak kitap almış. Bülent Tanör'ün "Kurtuluş ve Kuruluş" adlı kitabını. Şimdi okusam bi dert, okumasam babam darılacak. Sayfalarını bi çeviririm artık. Alınan hediyeye nankörlük etmiyorum ama ömrüm babamın ulusalcı kitaplarını zorla okumaKla geçti, hatta annemle beraber buna direndiğimiz zamanlarda elindeki kitabı sesli okumaktan çekinmeyen bir babam var. Bu denli bir asker inadı.

Neticede bir yıl daha büyüdüm. Gerçekten büyüdüm mü, buna tam emin değilim. Günün en ilginç yanı ise hiç beklemediğim kişilerden aldığım dogumgünü tebrikleriydi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder