
Üstüme sinmiş erteleme huyumla, dün gece sayıkladığım, alışılmış yarın çalışmaya başlıyorum palavrasını tekrar ve takrar kanıtlarcasına bütün gün gezdim ve "Sonbahar" filmine gittim. İyiki gitmişim. Karadeniz'in uçsuz bucaksız yeşilliği, şırıl şırıl akan delerelerin sesinin ağaç hışırtıları ile birleşmesiyle kendiliğinden oluşan meditasyon hali içerisinde, acıtmadan anlatılmış acıtıcı bir film izledik. İşine geleni kayıran, istediğinde de ne denli vahşileşebileceğini gösterme hırsındaki sistemin, genç bedenleri nasıl doğal yollarla infaza itebildiğini görüyor insan bu filmde.
Belkide bu yüzden filmde çalınan bir Gürcü halk türküsü ruhu bu denli sarmalıyor. Sanki bütün zobalıklara inat yazılmış bu tatlı aşk şarkısı... Satrpialo...
ahla shva neba ver vnahe ( madem böyle körpe idin)
alersit gamağviao ( neden fark edemedim seni )
tkbiladats mai kurkura ( neden böyle bir sevgiye )
kalta zed damartziao ( yüreğimi açmadım )
(dileyen kardeş türkülerden dinleyebilir, link veremeyooz, youtube yassak (!) )


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder