İstisnasız her Cuma günüde müzik hocası gelir, teyzemin kızıyla bana klasik müzik eserleri çaldırırdı. Nasıl nefret ederdim anlatamam. Kinim klasik müziğe değil, hala inanılmaz bir sevgim var ona ama sinirlerimi bozan bizimkilerin bunu sırf medeni olmak için yapmalarıydı. Düşünüyorumda anneanem olmasaydı hepimizin psikolojisine sıçılmıştı bu aptal ailede. Çocuk olduğumuzu tek bilen oydu.
23 Nisanlarda çok bayıktı benim için. İlkokul öğretmenim annemin yakın arkadaşı diye ultra torpilden bütün rolleri ben alırdım. Herrrrr ama herrrrrrr 23 Nisanda tek başıma asker kıyafetleri giyer “ATAM ATAAAAM, SEN KALKTA BEN YATAAAM” serzenişlerine kaptırırdım bütün kutlamaları. Ama kimse dönüp sormadı hiç asker rolünü istiyormusun diye, kendi heyecanlarından bunu düşünende yoktu hani. Piyes kıyafetlerim akşamdan ütülenir, sonra uyumadan önce giydirip, “aferiiin benim paşama, büyüyünce paşa olacak paşaaaa” denirdi. 23 Nisanlarda hiç ama hiç asker olmak istemedim. Diğer piyeslere katılmak, ne bileyim Kızılderili veya kovboy olmak, stadyumda jimnastik hareketleri yapmak, lambada dans gösterilerine katılmak veya abuk sabuk şiirler okumak istedim. Ama en kemalissssst, en medeni, en soylu, en aristokrat aile biziz ya ve çocukları nasıl yetiştirirsen öyle gider ya… Maalesef bizimkilerin üstün ırk yaratma projeleri çöktü, hemde nasıl çatır çutur bir çöküşki bu anlatamam, sırf zevkten anlatamam :D
Biliyorum çok eleştirileceğim ama ilkokul çağındaki çocuğa “Atam Atam sen kalkta ben yatam” dedirtmek ne sakat bir düşünce, Ata neden kalksın? Varsayın ki Ata kalktı, bir parça çocuk neden girsin onun mezarına? Şayet sembolik bir şeyse bu, o yaştaki çocuğun sembollerden anladığı nedir?
Çok didikliyorum evet ama sorunlar ayrıntıda gizli.


kaplumbağa, biz akraba olmalıyız. o zamanlar yaşadığımız yüksek suç oranlı şehrin göbeğinde, kuzenim ve benim çocukluğumuz bir küçük terasa hapsedilmişti.. aynı şekilde her hafta gelen ve soyadı "tarzan" olduğu için beni hala güldüren bir piyano hocam vardı. ve aklıma kazınan dizeler:
YanıtlaSilben bir küçük askerim
sınırlarda gezerim
toprağıma göz dikenin
domatesleri ezerim! (yaratıcılık :)
hahah elektromat bencede akrabayız herhalde. Bizim piyano hocasının adıda Hüsrev Rüknettin Helvacı idi, her ödev verdiği eseri deftere yeniden yazmamızı ister, bir sonraki haftada defterin altına o salak adını itinayla yazıp imzalardı. Bide ruh hastasıydı, biz piyanoyu çalarken gözünü yumup dengesiz el kol hareketleri yapıp tempo tutardı.
YanıtlaSilŞaka maka dalga geçiyoruz ama durup düşününce cidden çok travmatik geliyor bunların hepsi. Basit bir ailede basit bir çocukluk geçirmek isterdim..
ne kadar gözün dönmüş senin öyle :D ohh çekilmez anneye karşı, taş olursun taş :P
YanıtlaSilkendimi düşünüyorum da az çok ii bi çocukluk geçirdim ya. sokaklara istediğim zaman çıkabiliyordum,istediğim gibi eğlenebiliyordum. ama yıllar geçtikçe okula vermem gereken önemin arttığını hissettim bu da aynı doğrultuda benim eve kapanmama sebebiyet verdi. artık en çok zevk aldığım eğlence günde kaç soru çözdüğüm olmuştu :)
ÖSSye kadar devam etti bu, ondan sonra da üniversitede epey bi saldım kendimi zaten :)
ama böyle olması gerekiyormuş diyip de avutuyorum kendimi. yoksa şuan olduğum ben olamazdım herhalde. hoş gerçi şaunki benin de çok gıcık olduğum tarafları hiç sevmediğim yanları olsa da yine de geçinip gidiyorum içte kendimde :)
emre ya ohh çekmenin sebebi farklı ama, bunlar tektip hepsi akademisyen, hepsi zeki, hepsi medeni robotlar üretmek istedi ama ters tepti projeleri :)
YanıtlaSilZaten o günde kaç soru çözdüm mazoşist zevki hepimizde vardı o zamanlar, gerçi ben lisede terelelliydim ya başka işlerle uğraşıyordum, nasıl kazandım hala bilmiyorum :D