
Sevgili Momo’nun “Kutsal ama mutsuz Bilgelik mi, yoksa saf ama mutlu cahillik mi?” sorusunu sorduğu son girisine başlığımdaki yorumu yaptıktan sonra biraz düşündüm. Aslında hep düşünüyorum. Düşünen insanları kimse sevmez. İyiki kadın değilim. Hele düşünen kadınlar hiç sevilmez momo. Sen hiç heykeli dikilmiş düşünen kadın gördün mü?
İzleyenler eminim hatırlar. Matrix’te Cypher, Ajan Smith ile yediği sanal akşam yemeğinde şöyle der: "Aslında bu bifteğin gerçek olmadığını biliyorum. Ben onu ısırdığımda, Matrix beynime vereceği elektrik sinyalleri ile bana onun sulu ve lezzetli bir şey olduğunu hissettirecek. Dokuz yıldan sonra ne öğrendim biliyor musun? Cehalet mutluluktur." Cypher aslında haklıydı. İsyancılara karışmadan önce Matrix’in bir sanal dünya olduğunu bilmiyordu. Aslında mutluydu. Geçenlerde Amerikada toplanan dünyadaki bütün büyük dinlerin ortak sempozyumunda, insanların dünyadaki yaşam amacının mutluluğu aramak olduğuna kadar verilmiş.
Tekrar Cypher’e dönelim. Artık o noktadan sonra istese de eski yaşamına geri dönemeyecekti. Bilgi, onun elinden en hayati hissini almıştı. Sıradan ama mutlu bir hayat sürme hakkını…
İzleyenler eminim hatırlar. Matrix’te Cypher, Ajan Smith ile yediği sanal akşam yemeğinde şöyle der: "Aslında bu bifteğin gerçek olmadığını biliyorum. Ben onu ısırdığımda, Matrix beynime vereceği elektrik sinyalleri ile bana onun sulu ve lezzetli bir şey olduğunu hissettirecek. Dokuz yıldan sonra ne öğrendim biliyor musun? Cehalet mutluluktur." Cypher aslında haklıydı. İsyancılara karışmadan önce Matrix’in bir sanal dünya olduğunu bilmiyordu. Aslında mutluydu. Geçenlerde Amerikada toplanan dünyadaki bütün büyük dinlerin ortak sempozyumunda, insanların dünyadaki yaşam amacının mutluluğu aramak olduğuna kadar verilmiş.
Tekrar Cypher’e dönelim. Artık o noktadan sonra istese de eski yaşamına geri dönemeyecekti. Bilgi, onun elinden en hayati hissini almıştı. Sıradan ama mutlu bir hayat sürme hakkını…
Sık sık gözlemlerim çevremdeki insanları. Cahil, birikimsiz ve sığ olduğunu düşündüklerimin çoğu gayet mutlu. Hayata dair bir cevap bulamadıkları için, soru da sormuyorlar. Soru sormadıkları için büyük beklentileride yok. Sadece yaşıyorlar. Hayatlarından da memnunlar. Kısaca mutlular.
Halbuki terazinin diğer tarafında, cehaleti yenmeye uğraştıkça, çamura iyice batan insanlar var. Aslında sorun çamurun artmış olması değil. Artık onun çamur olduğunun farkına varmaları. Bilginin farkındalık hissini arttırmasıyla birlikte, mutsuzluklar da belirginleşiyor. İnsanlarda bilgelikle beraber kafalarda sorular birikiyor, bir süre sonra da cevaplarını bulamadıkları bu sorular altında ezilirken memnuniyetsiz ve mutsuz hale geliyorlar.
Bu terazideki denge nasıl sağlanır bilmiyorum.
Halbuki terazinin diğer tarafında, cehaleti yenmeye uğraştıkça, çamura iyice batan insanlar var. Aslında sorun çamurun artmış olması değil. Artık onun çamur olduğunun farkına varmaları. Bilginin farkındalık hissini arttırmasıyla birlikte, mutsuzluklar da belirginleşiyor. İnsanlarda bilgelikle beraber kafalarda sorular birikiyor, bir süre sonra da cevaplarını bulamadıkları bu sorular altında ezilirken memnuniyetsiz ve mutsuz hale geliyorlar.
Bu terazideki denge nasıl sağlanır bilmiyorum.


Hımm, şu ihtimali de göz önünde bulundurmanın faydalı olacağı kanaatindeyim, bilginin ne olduğunu bilip de bunu kendilerine negatif etki olarak yaşatan insanlar, acaba o bilginin kendileri için doğru olduklarını mı sanıyorlar? Ki öyle olmalı ki negatif yönde etkilerini görüyorlar.
YanıtlaSilYa da şu da var, gerçekten bilgi içinde olan kimseler, 'saf' mutluların çoğunluğu altında ezilip; "ben biliyorum, ama neden daha mutsuzum" düşüncesiyle psikolojik olarak baskı altında mılar acaba?..
Bunları da hesaba katarsak, iş daha karışık hale geliyor. Yine de mutlu olmanın yollarını kendimize göre aramalıyız.
Şimdi bayılabilirsin. :D
Rf(+)Cht ;
YanıtlaSiltespitlerinin ikisininde haklılık payı var sanırım. Bazen insan bazı bilgilerin kendisini olumsuzluğa sürükleyeceğini bile bile öğrenmek istiyor. Ama ikinci tespitin sanırım en geçerli oranı. Eğitimli insanlar kendini daha muktedir hissediyor. Ben daha çok biliyorum, en iyi ben olmayılım saplantısı belkide. Tabiki bunun gerçek olmadığını anlayınca çöküntüye uğruyorlar.
Ama yinede söylediğin gibi herkesin mutluluk yolları kendine göre. Yetiştirilişin, geçmişinden taşıdıkların ve bulunduğun ortam etken sanırım bunda.
ben olaya daha basit yaklaşıcam... bence bu kişisel bir durum... bana, düşünmek başla başına bir mutsuzluk kaynağı olamazmış gibi geliyor. belki "düşünmenin" sonunda somut bir şeyler ortaya koyamamış olmak mutsuzluğu da beraberinde getiriyor. hayallerini gerçekleştiremeyen insan mutsuz olur ve sanırım bir çok şey üzerine düşünmek, gerçekleştiremeyecek kadar hayal kurmak demek...
YanıtlaSilkozmic blues;
YanıtlaSilyani birikim arttıkça, taleplerde artıyor ve bunlar icraate geçmeyince kişi mutsuzlaşıyor diyorsun. Geçende Alman sağlık örgütünün adli tıp araştırmalarını karıştırıyordum, ekonomik-sosyal-travmatik intiharlar dışındaki belirsiz intiharların büyük bir çoğunluğu min. lisans eğitimi almış, yüksek gelirli, üstdüzey insanlarınmış. Sanırım sadece gerçekleşmeyen hayaller değil, hayal kurmayı gerektirmeyecek kadar iyi hayatlarda mutsuzluk yaratıyor.
Hayatım boyunca bilgili ve var olan zeka mı geliştirmeye çaba sarf ettim. Okudum, yazdım, dolaştım, dinledim ve üretmeye çaba sarf ettim. Ve eminim ki sadece ben değil bir çok kişi hep bu şekilde yaşadı veya ysşamaya çalışıyor. Okuduğum, dinlediğim ve yazdığım her şey bana bir şeyler kattı. Peki ya sonuç??? Bu bilinçlenme süreci bana şimdi ters tepti ve kendimi sorgulamaya itti. Yapılan her davranışı bilmek yada tahmin etmek, olacak olayları mantık ve bilgiler dahilin de kestirmek, ve buna benzer bi çok şey.... Ne anlamı var? Ne için?Kim için??Neden? Nereye kadar? Eskiden erkeklerin hep zeki kadınları sevdiğini düşünürdüm, belki de sevilme hırsı beni bu anlamsız duruma getirmiştir, bilemicem?? Ama dediğininde ne kadar haklı olduğunu artık çok iyi anlıyorum 'düşüne kadın sevilmez'.
YanıtlaSilEvet hayaller kuruyorum. Kimin hayalleri yok ki? Ama işte bilgi birikimi fazla olanların hayalleride bi tuhaf, bi üst düzey oluyor:(
Sorularım bile kimse tarafından anlaşılmıyorr. Bazen kendimi uzay mekiğinden yeni inmiş gibi hissediyorum? Mutlumuyum evet çocukluk hayallerime kavuştum: Zeki ve bilgili bir hatun oldum. Peki ya bundan sonra ki MUTLULUKLARIM??
Sanırım biraz karmaşık bir konu??
momo;
YanıtlaSilinan seni o kadar net anlıyorumki. Nasıl bir hikayeden geldiğini bilmiyorum ama anlıyorum işte ne hissettiğini :) Aynı şeyler bende de var, özelliklede bu sene. Bilinçlenmiş sanarken kendimi, her hareketimi tartmaya, mantık sisilesinden geçirmeye, üstüne üstük sorgulayıp sosyolojik yorumlar yapmaya başladım. Sanki manevra alanımı kendi ellerimle daraltmış gibiyim. Özlüyorum o eski umursamaz, salaş ergenlik zamanlarımı.
kesinlikle katılıyorum. çok dogru bir tespit, bravo kaplumbağa. cehalet mutluluğu doğurur. en büyük kanıt olarak gösterebileceğimiz şey ise, türk halkının araştırmalarda hep avrupadaki en mutlu toplum olarak çıkması.
YanıtlaSilelektromat;
YanıtlaSilen güzel ispatıda sen sunmuşsun elektromatcığım. Türklerin Avrupadaki en mutlu halk olduğu gerçeği :D
Ama cidden öyle, entellektüel seviye ile mutluluk ters orantılı değişiyor. Bildikçe farkına varıyor, fark ettikçe mutsuzlaşıyoruz.