12 Mayıs 2009 Salı

GAVURLUK, GÖÇ VE ÖTEKİ OLMAK

Göç masalları oldum olası heyecanlandırır beni. Ama buruk bir heyecan bu. Gözyaşı, özlem ve umut doludur göçler. Dönülmeyeceği bilinsede, garip bir beklenti vardır ardında bıraktığın topraklara. Hani olur ya, belki, kimbilir, birde bakmışsın, yeniden, orada, olur mu... Yeni jenerasyon bilmez bunu, yaşlı muhacirlerin gözleri anlatır. Aslında değişecek bir şey yoktur, geçmişin nostaljisidir belkide bu tersine göç duygusunu afilli kılan. Yine de ne kadar reddetsekte, duygularda hastalıklar gibi ırsidir. Nesilden nesile akıp gider.


Dedem, 1930’lara doğru Türkiye’nin doğu sınırını aşarken, annesinin kucağında küçücük bir çocukmuş. Sınırdaki askerler doyurmuş günlerdir bir şey yemeyen bu muhacirleri. Ve dönüp dönüp “sahiden Türk müsünüz?” diye sormuşlar, tamamı Rusça konuşan ailenin tek adamakıllı Türkçe bilen yaşlısına.

O boğuk, cehalet kokan doğu şehrinden kurtulana kadar adları gavur kalmış. “Türk değil lan bunlar”, “Karıların neden saçı başı açık”, “Gavur dölleri”.


Aşağı yukarı aynı yıllarda, ülkenin en batısında, Egede çok trajik bir mübadele dönüyordu. Tek kelime Rumca bilmeyen, Türkçe konuşan Rumlar ağlaya ağlaya Yunanistan’a gönderilirken, başta Girit olmak üzere, Yunanistan topraklarındaki Türkler ise, anadilini doğru düzgün konuşamadıkları bir ülkeye, Türkiye’ye gönderilmişler zorla. Her yerde direnme olduysa da, Giritteki inatlaşma takdire şayanmış.


Sonunda devran dönmüş ve yollar suların ve dağların öte tarafına düşmüş. Birbirlerinin varlıklarından haberdar bile olmayan bu iki insan topluluğu, ülkenin en doğusu ve en batısında, kendilerini ait hissedemedikleri ama siz buralısınız, diliniz de bu, öğreneceksiniz baskısına mecburen boyun eğmişler.

Ama bitmedi tabi bu masal burada. Yolunuz bu dünya tatlısı göçmenlerinin yanına düşerse, hala ve hala geldikleri yerlerin dilini unutmadıklarını görürsünüz. Yaşlı Giritli kadınlarının özel konuları Yunanlıların bile anlayamadığı Girit aksanıyla kıkırdaşarak konuşmaları, Rus-Kafkasya muhacirlerinin hala bazı kelimelerin inatla Rusçasını kullanmaları, bir araya gelince ne kadar Türkçe konuşulsada, bir süre sonra Rusça’ya geçilmesi hala devam ediyor. Başta dediğim gibi, duygular da hastalıklar gibi ırsi. Yüzyıllarca kendini ait hissettiğin dilden, o dilin ırkından gelmiş olmasan bile kopamıyorsun. Peşinden geliyor gittiğin ülkelere.


Bu iki video’nun ilki, içinde anneanneminde olduğu Rusya’dan kovulup Anadoluya yerleşen Malakanların öyküsü. İkinci video’da ise “Benim Giritli Limon Ağacım” adlı belgesel çalışmasının bir özeti niteliğinde kısa bir video. İzleyince kendinizde göreceksiniz; gavurluk, göç ve öteki olma her nerede olursak olalım aynı sorunlarla beraber geliyor. En doğuda da en batıda da bu aynı. Göçmensin.









15 yorum:

  1. Benim de annanemler göçmen, onlarda Arnavutluk tan göç etmişler, annanemin annesinin 11 çocuğu varmış yola çıktıklarında, sonra dede ölmüş, sonrada 10 çocuk. Annanem tek kalan çocuk olmuş. Annenm büyük annaneyi her hatırladığında tam bir 'Osmanlı kadınıydı der'. Her işini kendi yapan, güçlü ve gururlu bir kadın. Seni bu konuya olan özlemini anlaya biliyorum. Bende bazen bu ülkede olmamam gerektiğini hissediyorum, ama tuhaf bir şekilde de tam bir Türk gibi davrandığım oluyor. Ama Balkanları çok merak ediyorum, tuhaf bir şekilde resimlere bile bakarken kendimi sanki vatanıma bakıyormuşum gibi hissediyorum. Video lar iyi olmuş. :)

    YanıtlaSil
  2. paylaşımın için teşekkürler....göç masalları izdırap dolu...hüzün dolu....nedense büyük hayranlık duyarım farklı kültürlere...hikayelere...
    garip işte ne diyelim....

    YanıtlaSil
  3. Bende anne taraftan Selanikli, babam taraftanda Giritliyim. Anneannemin annesi Türkiyeye geldikten ölene kadar haberleri izlemiş, belki yeniden geri döneriz Selanik'e diye. Bütün kurulu düzeni bir anda bırakıp hiç bilmediğin bir yere kovulmak çok acı. 3 nesildir buradayız, hala kendimizi ait hissedemiyoruz Anadolu insanına. Yaşamlarımız, siyasi duruşumuz, dine bakışımız bile farklı.

    YanıtlaSil
  4. Malakanlar'ın hikayesini gözlerim yaşlı izledim. daha önce bu kadar asil bir halk duymamıştım. bunun için kendinle gurur duymalısın.

    Yunanistanda ise bugün hala istanbullu rumlar "türk doğumlu"lar olarak adlandırılıp, aşağılanıyor... Aynı şey şu anda Türkiye'de daha çok balkan ve yugoslavya göçmenleri için geçerli sanırım. ne zaman bitecek bu kavga kimse bilmiyor.

    Tüm bunların yanı sıra, bende ailemle gurur duyuyorum. kanında göçmenlik ve çeşitlilik olması demek, insana hoşgörüyü öğretir.

    YanıtlaSil
  5. Ellerine sağlık harika bir yazı olmuş kardeş. Osmanlı-Rus savaşından sonraki büyük sürgünle Kayseri civarına köylere yerleştirilen Kafkasyalılardanız. Sürgünden geriye inanılmaz dramlar, kayıplar ve göç hikayeleri kalmış. Hayatımız anca modern cumhuriyet kurulunca düzene girmiş. Köy enstitüleri ve öğretmen okulları sayesinde cinsiyet ayrımı olmaksızın ailedeki herkes eğitim almış, büyük şehirlere geri dönmüşüz. İster Balkan ister Kafkasya olsun biz göçmenlerin MUSTAFA KEMAL'İN devrimlerine bu kadar sımsıkı sarılması işte bu yüzden. Laik Cumhuriyet sayesinde rahat nefes alabiliyoruz. Abarttığımı düşüneceksiniz ama ataerkil taşralı İslamcı Anadolu kültürü modern Cumhuriyet kurulmasaydı bizi sindirip yutardı. Yorumu çok uzatıyorum ama söylemem lazım. Geçtiğimiz günlerde Taraf isimli gazete müsveddesi CHP'nin iktidar olamamasının tek sebebinin partideki Çerkes troykası olduğunu, üst düzey yöneticilerinin çoğunun Balkan göçmeni olduğunu, bu yüzden halka inemediğini söylemiş. Sormak lazım bu zihniyete, AKP'ye Nakşibendiler dolunca, DTP'de kürt teröristler cirit atınca iyi hoşta, bu mu problem. Bide utanmadan CHP= Çerkes Halk Partisi demişler. Güvenemiyoruz artık kimseye. Toplumsal paranoya başladı hepimizde.

    YanıtlaSil
  6. momo;

    teşekkür ederim momo. Arnavutlarda çok çekmişler. Gelenler bir dertli, kalanlar ayrı dertli. Ama iyiki gelmişler, arnavut böreğini nerden öğrenirdik yoksa :P Hem kadınlarıda çok komik, bizimkilere benzetiyorum o dikbaşlılıklarını, çenelerini, huysuzluklarını :)) Erkekleride az taş değil hani, öhööm neyse oralara girmeyelim ahah

    YanıtlaSil
  7. kim gölgesinden kaçabilir ki ;

    asıl ben teşekkür ederim okuduğun için. Gerçekten dediğin gibi hayranlık veriyor göç masalları. Farklı kültürler çarpışması her zaman iyidir. Alışlanlıkların sıradanlığını bozar :)

    YanıtlaSil
  8. Adsız;

    Selanik ile Girit harmanı ne hoş bir birleşim.. Bunlar gelirken şimdilik gidiyorsunuz, sonra geri getiririz sizi diye kandırmışlar. Büyük anneannenin beklentisi belkide bu nedendendir. Kültür uyuşmazlığı konusunda haklısın, yapacak birşey yok. İki taraflı birazcık hoşgörü herşeyi çözer.

    YanıtlaSil
  9. elektromat ;

    duyguların için çok teşekkür ederim elektromat. Gurur duyuyorum tabi duymaz mıyım.. Anlatılacak, okunacak ve öğrenilecek o kadar eksiğim varki aile tarihimle ilgili. Elimden geldikçe her türlü araştırmayı yapmaya kararlıyım.

    İstanbul Rumlarının yaşadıkları gerçekten çok üzücü. Hem mübadele, hem 6-7 Eylül olayları. Göz göre göre devlet eliyle bir linç hareketi nasıl açıklanır bilmiyorum. Bu zavallıların Yunanistanda yaşadıkları psikolojik linçte cabası.
    Balkan göçmenleri ile yaşanan karın ağrısınıda anlayamıyorum bir türlü. Kavga bitecek gibi değil, kutuplaşmalarla iyice şiddetlenecek. Umarım öyle olmaz. Azıcık hoşgörü lazım bütün Türkiyelilere.
    Ailenle gurur duymakla çok iyi ediyorsun. Ben sadece ailemden değil, bu ülkedeki olumlu bütün farklılıklarla gurur duyuyorum.

    YanıtlaSil
  10. kimbilir;

    Kemalist devrimlerin yararları saymakla bitmez. Her daim saygım sonsuz. Ama hayatımın hiçbir döneminde koyu bir Kemalist olamadım. Çok ciddi baskıların olduğu doğru ama bu zamandan sonra hiçkimse diğerine diş geçiremez. Bu denli toplumsal korku etnik yalıtılmışlıktan öteye götüremez bizi. Burası kocaman bir ülke ve bizim birlikte yaşamaktan başka şansımız yok. Ve bizi birlikte yaşatacak tek sistem ölçülü bir laiklik.

    Taraf'a gelince de Zaman gazetesinin mangal yelpazesi bir gazeteyi bu kadar ciddiye alma derim. Onların derdi Baykal, Önder Sav vs. gibi tepedekilerin Kafkas göçmeni olması. Yani paranoya falan takma kafayı, mutlaka bir uzlaşı zemini bulunur, bulunmasa bile ağzımı bozayım bir bok yapamazlar bu zamandan sonra :D

    YanıtlaSil
  11. 85 yaşında ölen anneannem bunama dolayısıyla aklında hiç bir şey kalmadığı, kızını tanıyamaz olduğu halde, bulgarca şarkılar ve bulgar komşularını, arkadaşlarını sayıklayarak öldü, tanrım nasıl büyük bir acıdır göç böyle...

    YanıtlaSil
  12. gaykedi;

    yazık ya, bak şimdi bende çok üzüldüm rahmetliye :((
    Tanrı kimseyi toprağından koparmasın dileğinde bulunmaktan başka söylenecek söz yok herhalde.

    YanıtlaSil
  13. bizimkiler de selanik göçmenidir. 3 nesil önce gelmişler türkiyeye. tipimiz halen pek değişmedi herhalde ki görenler hiç türke benzetmez beni :) hele amerikada ve avrupada hep yunanistanlı olduğumu düşünüyorlardı. çok da haksız sayılmazlar :)

    maalesef göçün hiç bi durumda güzel bi yanı yok herhalde. gerek ülkeler arası olsun, gerek ülke içinde olsun, göç herzaman yürekleri dağlayan, düzeni bozan, bünyeleri altüst eden bi şey.

    benim de türkiyeden göç edesim var ama bilmiyorum tabi ne kadar ve ne dereceye kadar gerçekleştirebilirim bunu. zaman göstericek.

    YanıtlaSil
  14. e.d.

    yani bir taş salladım kuyuya, maaşallah okuduğum bütün blogcular göçmen çıktı, yukardaki yorumlara bir göz atında anlarsın :D

    Haksızda degiller ama benziyorsun, gerçi bütün Balkan göçmenleri öyle.
    Bunlarınki zorunlu göç olmuş, seninki gerçekleşirse güle oynaya göç olacak :D Darısı başıma diye tef çalarmışım burda :))

    YanıtlaSil
  15. bizde de bi karmaşık durum var. baba tarafım giritten, bir kısmı bulgaristandan. anneanne tarafım samsundan; ama annemin babasını kimse bilmiyor. bence kendi de bilmiyodu, doğum yerinin kütahya olması hariç. anneannem bile kocasının ve ailesinin nereli olduğunu bilmiyo ki ben çok tuhaf bulurum. trakya deyip çıkıyo işin içinden, dedem de "buralardan işte" deyip bırakmış annem bi kere sorduğunda. resmen konu etmeye değer görmemiş. kız kardeşleri de öldükten sonra, bunu öğrenebileceğim bir kaynak kalmadı. evet, duygular ırsi, sözler ırsi. bazen kullandığım kalıpları duyup "sen izmirli misin" diyolar, benim bildiğim hiçbir izmir bağım yok oysa. her ailenin böyle kendine has kodları var, dışardan biri "ne diyosun anlamadım" diyene kadar fark etmiyoruz.

    dedemin huyu bana da geçmiş, "nerelisin" lafını sevmem. yıllar boyu bana bakıp bakıp sanki süs köpeği görmüş gibi "ay sen göçmen misiin?!" diyen şaşkolozlardan nefret ettim, hocalarım dahil. bi anda rumca, bulgarca filan şakımalıydım galiba. "burnun yüzünden şeetmiştim" de bi diğer manasız izahat. kendine yabancı bu hallere oldum olası sinir oldum ben. sanki bu olaylar bin yıl önce olmuş gibi bir şaşkınlık.

    YanıtlaSil