20 Mayıs 2009 Çarşamba

DEPRESYON EFENDİSİ

Evde öyle oturuyorum. Akineton içtim. Yapay bir huzur. Anlamadığım bir müzik çalıyor. Kafam hem iyi, hem çok kötü. Her şeyi daha da acayipleştirmek için siyah gözlükler taktım. Evde öyle oturuyorum.
Depresyon günlerimin sabahlığını da giydim tabii: Lacivert kadife ve arkasında nefis bir turkuaz kuş var. Bunu giydim mi, artık iş biter. Kış gelmiş, sobanın üstüne de Depresyon Efendisi oturmuş demektir. Bir kestane pişirmediği kalır. Ama kendine acı bir kahve koyar. O acı kahve depresyon kahvesidir de, ben ondan içmem.

Bu depresyon dedesi geldi beni on iki yaşımda buldu. On iki yaşındayken anneme gider, "Anne, canım sıkılıyor" derdim. Daha o zamanlar Baudelaire, Spleen filan okumamıştım. Tam şu anda ezan okunuyor. Biraz yukarıdakini hatırlayın diyor. Kimbilir belki o hepimizden daha da yalnız. Onun yukarıda olduğunu bilseydik, hepimiz çok sevinirdik değil mi?
Hâlâ canım sıkılıyor. Böyle zamanlarda hiçbir şey iyi gelmez bana. Kitap okuyamam, yazamam, kendime çay bile yapamam. Kendimi dışarı atarım, o zaman da kurtulamam. Çünkü insanlarla aramda Depresyon Efendisi vardır. Telefonla konuşamam ya da tam tersine bir telefon obsesyonu başlar. Herkesi geceyarıları uykularından uyandırırım. Saatin tik taklarını dinlerim bir tek. Yalnızca Ufo kitapları ya da mistik kitaplar okuyabilirim. Çünkü çıkış yolları bir tek onlarda vardır.
Onlar Depresyon Efendisi'ni öldürürler. Depresyon Efendisi bohçasını alıp başka bir eve gider. Geçici bir ayrılıktır ama bu. Tekrar döneceğini, sobama döneceğini bilir.

Edgar Allan Poe buna başka bir şey demiş. 'Kuzgun' demiş o bu duyguya. Ece Ayhan 'görünmez köpeğim' diyor. Sylvia Plath 'Lale' diyor.
Depresyon Efendisi nedir aslında size söyleyeyim mi? Depresyon Efendisi insanı gönüllü olarak Auschwitz kampına gönderecek kadar zalim bir arkadaştır. Ama bizi en yakından tanıyan, o yüzden de vazgeçemediğimiz bir arkadaş. Billie Holiday'in dediği gibi:
"Günaydın kalp acısı,
Oturmayacak mısın?
Beni en iyi tanıyan sensin."
Sonra depresyon bulaşıcı bir hastalıktır. Depresifleri hemen herkes anında terk eder. Hiçbir şey yapamazsın. Depresyon Efendisinin kahvesine mecbur kalırsın.
Merhaba Depresyon Efendi,
Kestane pişirmeyecek misin?
Benim en kıskanç sevgilim sensin!


(Lale Müldür)

9 yorum:

  1. çok güzel yazıyorsun.belki arada depresyon efendi yoklamasa seni, böyle olmayabilirdi.kimbilir.yukarda birileri varsa o bilir belki.
    ı-ıh yok ama.
    bi işe yaramaz bu söylediğim biliyorum.

    YanıtlaSil
  2. fulya;

    teşekkürler fulya. Ama bu lale müldür'ün yazısı. O kadar enfes ifade etmişki bu hissi, yayınlamadan edemedim. Yukardaki konusunda hemfikiriz sanırım :))
    Sende güzel yazıyorsun, arada terazilik edip silbaştan yapsanda yine de hoş :P

    YanıtlaSil
  3. Depresyona girince bir tek ben böyleyim sanırdım, sevindim daha başkalarıda varmış :)
    Ama ben yine de depresyon olayını sevmiyorum, aslına bakarsan kim seviyor ki zaten????
    Ben artık yeni bir yöntem denemeye karar verdim, nalet ve mendabur bir kişilk olmaya karar verdim, depresyon halimi sanırım azaltır???:(

    YanıtlaSil
  4. momo ;

    depresyonun evrelsel ortak bir dili var. Hangi sosyal tabakaya ait olursan ol, etkisi aynı sanırım. Hafif huysuz bir insan olmak daha iyi sanırım, diğer türlü kırmamak için kırılıyorsun.

    YanıtlaSil
  5. Kesinlikle katılıyorum, çok haklısın :)

    YanıtlaSil
  6. ahah harikayım o zaman ben
    ben edgar allan poe ile başlayan paragraftan sonrasını lale müldür yazmış sandım
    utandım bak şimdi cahilliğimden
    (((:
    teşekkür ederim beğendiğin için :p

    YanıtlaSil
  7. fulya;

    aman cnm sende ne cahilliği.. kitaplarından değil zaten gazete yazılarından biri, okumamış olman çok dogal :))

    YanıtlaSil
  8. kaplumbağa, bu kadını bana istemeye gitsek gelir misin?

    YanıtlaSil
  9. elektromat;

    gelirim tabi neden gelmeyeyim :D Sonra aile dostu olurum size, lale sen ben dengesiz dengesiz anormal bir hayat süreriz hahah

    YanıtlaSil